|
|
Onun bir hayali vardı.
Ömrünü bu hayaline adadı
İnandı,düşündü,savaştı ve kazandı.
Bu toprakların yetiştirdiği,varoluş mücadelesinin mimarı
GÜNEŞİN ADI
BAŞÖĞRETMEN
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
|
DİL DEVRİMİNİN 81. YILI KUTLU OLSUN |
BAŞÖĞRETMEN ATATÜRK
9 AĞUSTOS 1928 yılında başlayan Dil Devrimi bugün 81.yılına ulamış bulunuyor. Bundan yıllar önce Türk Milletinin yapısına karakterine uygun olan Yeni Türk Alfabesinin kabul edilişinin 80. yılında bulunuyoruz yılarca Arapca ile yaşamını sürdüren Türkler konuşma dili ile günlük hayatta kullandığı dil arasında farklılık bulunması anlaşılması güçlükler yaratan Arapçanın kaldırılarak, kendi kültürüne anadiline uygun alfabeye geçmesi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Dil Devrimi ile olmuştur.
Yeni alfabe seferberliği arzu edilen başarıyı Atatürk ün bizzat Yeni Alfabeyi yazı tahtası karşısında halkına bir öğretmen gibi öğretmesi ve buna öncülük etmesidir. Her gün çeşitli yerlerde görünüyor arabasında taşıdığı kara tahtasını kuruyor ve orada yazı işaretlerinin anlamlarını dikkatle açıklıyordu. Sonra sınıftaki bir öğretmen gibi öğrencilerinden birini tahta başına çağırıyor, sınava çekiyor, ve bazı kelimeleri, örneğin ismini yazdırıyordu.
Bu suretle halk ona ‘Başöğretmen adını taktı. Gazi hiçbir zaman bu kampanyadaki kadar mutlu ve tatminkâr olamamıştı.
İlerleme yolunda kesin bir adım olduğuna inandığı yeni alfabe öğretimini anlamak ve hareketlendirmek, maksadıyla Karadeniz kıyıları boyunca ve Orta Anadolu’da bir geziye başladı. Atatürk mecliste yeni alfabenin kabul edilmesi sırasında söyle diyordu: “ Bu başarıdan öyle bir heyecanla doluyum ki, herhangi bir zaferin getirdiği mutluluk bile bununla kıyaslanamaz. Vatandaşlarımızı cahillikten kurtarmak için çalışan bir öğretmenin sade ödevinin verdiği manevi doyum ile doluyum. Bu sayede bu ölümsüz tedbirlerle Türk Milleti, yeni aydınlık dünyasına girecektir.”
Sevgili okurlarım, bizler öğretmenler olarak Türk Dilini yüceltmek ve geliştirmek için Türk Dilini iyi kullanmalı ve yabancı dillerin ve kültürlerin etkisinden uzak tutmalıyız. Öğrencilerimize dilimizi sevdirmeli , okumalı Türkçeyi doğru kullanmalarını öğütlemeliyiz.
Bu düşüncelerle Atatürk’ün Başöğretmenlik mücadelesinin başlangıcı olarak gördüğüm bu günün Tüm Öğretmen arkadaşlarıma ve milletimize kutlu olsun
Sevgilerle
Hasan YILDIZ
Öğretmeniniz
|
| |
2009-2010 ÖĞRETİM YILI HAFTALIK DERS PROGRAMI VE ZAMAN ÇİZELGESİ
İÇİN TIKLAYINIZ.
|
OKULUMUZ KÜLTÜR EDEBİYAT KÜLÜBÜNÜN DÜZENLEDİĞİ
"ATATÜRK'Ü ANLMAK"
KONULU RESİM ŞİİR KOMPOZİSYON
YARIŞMASINDA
SINIF ÖĞRENCİMİZ CANKAN ÜNER
ÖZGÜN ŞİİRİ İLE 3.(ÜÇÜNCÜLÜK) ÖDÜLÜ ALMIŞTIR.
|
***** SINIF ÖĞRENCİMİZ ALMİNA ER ÖĞRETMENLER GÜNÜNDE ŞİİRİ İLE BİZLERİ DUYGULANDIRDI.*****
Resim üzerine gelince durur.
|
|
|
|
VATAN SEVGİSİNİ İÇTEN DUYANLAR
Vatan sevgisini içten duyanlar
Sıtkı ile çalışır benimseyerek
Milletine, Ulusuna uyanlar
Demez neme lazım, neyime gerek
Her ferdin hakkı var, bizimdir Vatan
Babamız, dedemiz döktüler al kan
Hudut boylarında can verip yatan
Saygıyle anarız, şehit diyerek
Vatan aşkı ile çalışan kafa
Muhakkak erişir öndeki safa
Tesir nüfuz olur her bir tarafa
Herkes onu büyük tanır severek
Olmak istiyorsan dünyada mesut
Hakka halka yarayacak bir iş tut
Çalıştır oğlunu, kızını okut
İnsan olmak için okumak gerek
Vatan bizim, ülke bizim, el bizim
Emin ol ki her çalışan kol bizim
Ayyıldızlı bayrak bizim, mal bizim
Söyle Veysel öğünerek, överek.
AŞIK VEYSEL ŞATIROĞLU
Cumhuriyet
Hani bulutlu gökte birden şimşek çakar ya!
O zifiri karanlık birden aydınlanır ya!
Hani kurak bir yazda, birden yağmur yağar ya!
İşte öyle bir günde kuruldu Cumhuriyet
Bu öyle bir ışık ki bir daha sönmeyecek,
Bu yola baş koyanlar, geriye dönmeyecek.
İlelebet sürecek, bu sevda dinmeyecek
Bir Deha nın peşinde kuruldu cumhuriyet.
İman zırhlı göğüsler siper olur düşmana,
Babam olsa acımam, dil uzatsa vatana.
Değil yerde yaşayan, topraklarda yatana,
Dönülmez söz verdikte kuruldu cumhuriyet.
Emanettir gençliğe Atam böyle söyledi
Canınız pahasına onu koruyun dedi.
Gençlik bir cevap verdi, yerler gökler inledi.
Böylesi gönüllerde kuruldu cumhuriyet.
Atam sen müsterih ol, biz senin emrinizdeyiz
Mukaddes emanete bir zarar verdirmeyiz.
Canımızı verirde bundan geri dönmeyiz.
Şehitler sayesinde kuruldu cumhuriyet
Kasım Kaplan
MUSTAFA KEMAL’İ DÜŞÜNÜYORUM
Mustafa Kemal’i düşünüyorum;
Yeleleri alevden al bir ata binmiş;
Aşıyor yüce dağları, engin denizleri,
Altın saçları dalgalanıyor rüzgarda,
Işıl ışıl yanıyor mavi gözleri.
Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
Yanmış, yıkılmış savaş meydanlarında,
Destanlar yaratıyor cihanın görmediği,
Arkasından dağ dağ ordular geliyor
Her askeri Mustafa Kemal gibi.
Mustafa Kemal’i düşünüyorum
Gelmiş geçmiş kahramanlara bedel
Hükmediyor uçsuz bucaksız göklere;
Al bir ata binmiş yalın kılıç
Koşuyor zaferden zafere.
Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
Ölmemiş bir Kasım sabahı;
Yine bizimle beraber her yerde.
Yaşıyor dört köşesinde vatanın;
Yaşıyor damar damar yüreklerde.
Mustafa Kemal’i düşünüyorum;
Altın saçları dalgalanıyor rüzgarda,
Mavi gözlerini ışıl ışıl, görüyorum,
Uykularıma giriyor her gece.
Ellerinden öpüyorum.
Ümit Yaşar OĞUZCAN
|
CUMHURİYETE ÖZEL
85.YILI KUTLU
 |
KADINLARIMIZ
Ayın altında kağnılar gidiyordu.
Kağnılar gidiyordu Akşehir üstünden Afyon'a doğru.
Toprak öyle bitip tükenmez,
dağlar öyle uzakta,
sanki gidenler hiçbir zaman
hiçbir menzile erişmiyecekti.
Kağnılar yürüyordu yekpare meşeden tekerlekleriyle.
Ve onlar
ayın altında dönen ilk tekerlekti.
Ayın altında öküzler
başka ve çok küçük bir dünyadan gelmişler gibi
ufacık, kısacıktılar,
ve pırıltılar vardı hasta, kırık boynuzlarında
ve ayakları altından akan
toprak,
toprak
ve topraktı.
Gece aydınlık ve sıcak
ve kağnılarda tahta yataklarında
koyu mavi humbaralar çırılçıplaktı.
Ve kadınlar
birbirlerinden gizliyerek
bakıyorlardı ayın altında
geçmiş kafilelerden kalan öküz ve tekerlek ölülerine.
Ve kadınlar,
bizim kadınlarımız :
korkunç ve mübarek elleri,
ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle
anamız, avradımız, yârimiz
ve sanki hiç yaşamamış gibi ölen
ve soframızdaki yeri
öküzümüzden sonra gelen
ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız
ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki
ve karasabana koşulan
ve ağıllarda
ışıltısında yere saplı bıçakların
oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan
kadınlar,
bizim kadınlarımız
şimdi ayın altında
kağnıların ve hartuçların peşinde
harman yerine kehribar başaklı sap çeker gibi
aynı yürek ferahlığı,
aynı yorgun alışkanlık içindeydiler.
Ve on beşlik şarapnelin çeliğinde
ince boyunlu çocuklar uyuyordu.
Ve ayın altında kağnılar
yürüyordu Akşehir üstünden Afyon'a doğru.
Nazım HİKMET
|